KADINLAR NEDEN TAKI TAKAR?

KADINLAR NEDEN TAKI TAKAR?

Yazar: Melih Mungan Okunma Sayısı: 1240 Yayınlanma Tarihi 07 Jun 2017 Yorum: 0

        Aslında bu sorunun yanıtını hepimiz az çok biliyoruz: Güzelleşmek için ! Çünkü biz kadınlar, bizi güzelleştiren her şeyi severiz. Peki, tek neden güzelleşmek midir? Yanıtlar yazının devamında… Neden takı takarız? Güzelliğimizi göstermek, fark edilmek isteriz. Ancak tüm bu isteklerin özünde aslında beğenilme arzusu vardır. Takı ve aksesuara olan düşkünlüğümüz de bu vazgeçilmesi zor isteğin ışıltılı bir yansımasıdır. Taktığımız birbirinden güzel takılar, bizim tarzımızı ve stilimizi öne çıkartan en dikkat çekici göstergelerdir. Her ne kadar, herkes moda olanı takip etse de ve birbirinin aynı giyiniyor gibi görünse de tarzlarımızı ayıran detaylar vardır. Ve bu stil farkını öne çıkaran en önemli detaylar, takılarımızın çizgisinde gizlenir. Takılarımız; herkesten farklı tarzımızı ve özgünlüğümüzü ortaya koyan sessiz ama çok güçlü ve üstelik ışıl ışıl simgelerdir. Tüm bunların yanında kendimize özen gösterdiğimizi ve kendimizi sevdiğimizi; saçımız, makyajımız ve kıyafetlerimizde olduğu kadar takılarımızla da ortaya koyarız. Yani takılar bir anlamda, bizim kendimizi ifade etme biçimimizdir. Rengarenk, ışıl ışıl, sade ya da çok gösterişli her model; aslında bizim estetik anlayışımızdan ve yaşam tarzımızdan izler taşır. Ve biz, tarzımızı ortaya koyabildiğimiz takılarımızı daha çok severiz ...) Takılar, aslında bizi şımartan pırıltılardır. Bazen, “aman çok da gerekli değil” deriz ama yine de minik bir ışıltının çok şeyi değiştirdiğini biliriz.Ve biz kadınlar kendimizi şımartmayı çok severiz : ))                        

        Küpenin Tarihte Erkek'ten Kadını doğru Evrimi ... İnsanlar, tarih öncesi zamanlarda bile, süs veya tılsım amacıyla kulaklarına bir şeyler takmış, karşılarındakileri etkilemeye çalışmışlardır. Hemen hemen her kültürel gelişmede olduğu gibi küpeye de ilk önce Mısırlılarda rastlanıyor. Önceleri çok büyük çapta olan altın halkaların yerlerini zamanla daha küçük askı şeklindeki küpeler alıyorlar. Babilliler ve sonra Asya medeniyetlerinde küpe sadece erkeklerin taktığı ve toplum içindeki rütbeyi belirten bir takı oluyor. Altın işlemeciliği sanatı geliştikçe de daha zarif hale geliyor. Yunanlar çıngıraklı altın küpeler kullanırlarken Romalılar küpelerin üstüne değerli taşlar koyuyorlar. Ortaçağda pek kullanılmayan küpe Rönesans ile birlikte yine moda oluyor. Kadınlar küpeyi iki kulaklarına takarlarken erkekler sadece sol kulaklarına takıyorlar. Erkekler özellikle incilerle bezenmiş olanları tercih ediyorlar. 18. yüzyılda elmas, 19. yüzyılda ise kabartmalar yapılmış taşlar gözde iken küpe yine moda olmaktan çıkıyor. Çok geçmeden 20. yüzyılda yüksek devirli delici aletler ve hijyenik olarak kulak delme imkanlarıyla birlikte tekrar moda oluyor. Süs olmasının yanında takıldığı yere göre bir takım mesajlar da taşıyor. 'Piercing' (delme) adıyla vücudun boş bulunan her yerine takılıyor. Geçmişinden de görülüyor ki küpe sanıldığı gibi kadınlara has bir takı değil. Hatta tarih boyunca daha çok erkekler tarafından takılmış. Küpe tarihte sadece süs ve etkileme aracı olarak da kullanılmamış. Örneğin eski çağlardaki denizcilerin kulaklarına küpe takmalarının amacı değişikmiş. Denizcilerin ağaç gemilerle okyanusların bilinmezliklerine yelken açtıkları devirlerde, kimse bu uzun seferlerden sağ salim geri dönüp yuvasına, ailesine kavuşabileceğinden emin olamazmış. Olabileceklerin en kötüsüne hazırlıklı olabilmek için eğer bir kazaya kurban giderler de cesetleri karaya vurursa, bulanlar cenaze ve defin işlemlerinin masraflarında kullansınlar diye kulaklarına altın küpe takarlarmış.                        

          Kolyeler neredeyse 40.000 yıllık bir geçmişe sahiptirler. İlk medeniyetler ve tarih öncesi insanlık kolyeleri, taşları ya da uzunlukları bakımından statü ve toplumda edindiği yeri belirten materyaller olarak kullanılmıştır. Ya da avladıkları hayvanların tüylerini, dişlerini.. vb. boyunlarına takıp göstererek bir çeşit güç imgesi olarak sergilemişlerdir. Bazı şamanlar, ölen hayvanların ruhlarını taşıdıklarına inanıp auralarının onlara farklı güçler kazandırdığını düşünmüşlerdir. Antik Mısır’da inandıkları tanrıların küçük heykelciklerini boyunlarına takıp, heykelciğin tarif ettiği tanrıya özgü bazı aurasal faydalar sağladığına inanmışlardır. Günümüzde ise kolyeler, bazı enerji verdiğine inanılan taşlar haricinde tüm bu mistik anlamlarından uzak bir süs takısı olarak kalmışlardır.



Yorumlar
Yorum Yap